Hollywood Esintileri – Pınar Toprak Röportajı

Film alanında çalışmak isteyen binlerce insan her yıl dünyanın dört bir yanından Los Angeles’a gidiyor ve bu büyük pazarda kendine yer edinmek için fedakarlıktan kaçınmıyor. Hatta son dönemlerde Hollywood filmlerinin jeneriklerinde sıkça Türk isimlere rastlıyoruz. Röportaj konuğumuz yaklaşık yirmi yıl önce bu gemiye binip Amerika’ya giden ve film müziği alanında Hollywood’da kariyer adımlarını tırmanan Pınar Toprak… Bir oyuna yaptığı müziklerin, önümüzdeki hafta alınacak 70 parçalık orkestra kayıtları öncesinde bize değerli zamanını ayırdığı için kendisine teşekkür ediyoruz.

  • Film için müzik üretme fikri sizde başından beri bir tutku muydu yoksa şartlar mı sizi bu alana sürükledi?

Çocukluğumdan beri tutkumdu. Konservatuara 5-6 yaşlarımdayken başladım. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarından mezun oldum. Babamdan dolayı filmlere en başından beri ilgim vardı. Son 5-10 senedir Türkiye’de film müziği çok popüler oldu fakat bundan 20 sene önce film müziğini kimse düşünmüyordu. O dönemlerde film müziği okumak için Hollywood’a gideceğim dediğimde garip karşılanıyordu ama küçüklüğümden beri tek yapmak istediğim şey film müziği yazmaktı.

  • Hans Zimmer ve Remote Control ile başlayan ve ısrarcılığınıza dayanan maceranızdan kısaca bahsedebilir misiniz? Hedefleriniz ve çalışmak istediğiniz insanlar konusunda aynı kararlılık ve girişimciliğinizle mi yaklaşıyorsunuz?

Sadece bir staj pozisyonu için 1 ay boyunca her gün Hans’ın şirketini ve oradaki insanları aradım. 1 ayın sonunda bana geri döndüler ve Remote Control’daki başka bir bestecinin yanında başladım. Benim zaten niyetim bir şekilde oraya girebilmekti, sonrasında işlerin geleceğini biliyordum. Hans, 6 ayın sonunda yaptığım işleri görmeye başladı ve iş teklifi sundu. Bugünlerde benim için projelere dahil olmak her ne kadar biraz daha kolay olsa da hedef hep büyüdüğü için her aşamada zorluklar var. Aynı ısrarcılık hep gerekiyor.

  • Oscar’a kadar aynı kararlılıkta devam diyorsunuz yani?

Evet neden olmasın : ).

  • Özellikle Hollywood filmlerinde büyük bütçelerle büyük film müziği prodüksiyon ekipleri çalışıyor. Bu durum ortaya çıkan işlerin kalitesini nasıl etkiliyor? Siz projelerinizde nasıl bir ekiple çalışıyorsunuz?

Bütçe her alanda fark yarattığı gibi film müziğinde de etkisi büyük oluyor. Film müziğine yeni başlayanların çalıştığı ufak çaptaki projelerde büyük bütçeler olmadığı için ne yazık ki her şeyi kendi başına yapmak zorunda kalıyorsun. Bu her yerde aynı şekilde. Bütçe arttıkça proje ekibe dağılıyor. Örneğin projelerimde en az bir orkestratör, partisyonları (notaları) hazırlayan bir ekip, müzik editörü, synth programlayan kişiler, ses mühendisleri, kayıt esnasında editleri yapan ve sürecin hızlanmasında yardımcı olan Protools operatörü bulundurmaya çalışıyorum.

  • Bir röportajınızda “Film müziği bestecileri olarak bizlerin görevi filmi yapan kişilere süreçten zevk alarak hizmet etmek” diyorsunuz. Bu durumun bazen üretim anlamında kısıtlayıcı olduğunu düşünüyor musunuz?

Kısıtlayıcı olduğunu düşünmüyorum çünkü ben filmin bir parçası olmayı, müzisyen yerine hikâye anlatıcısı olmayı seviyorum. En iyi konuştuğum dil müzik olduğu için bu anlamda filme katkıda bulunabiliyorum.

  • Kişisel gelişiminiz açısından film ve müzik alanlarında ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Klasik eserler üzerinde çalışmayı seviyorum, özellikle orkestrasyon dipsiz bir okyanus gibi. Bunun yanında çok müzik dinliyorum ve film seyrediyorum.

  • Üretim sürecine hangi aşamada başlamayı tercih ediyorsunuz? Senaryo aşamasında mı yoksa görüntüler geldikten sonra mı?

Genellikle süreç içerisinde projeye; prodüktör, editör gibi çok fazla kişi dahil olduğu için ortaya çıkan ürün senaryonun ilk haline göre çok fazla değişebiliyor. Dolayısıyla senaryo üzerinden çalıştığım bir müzik ortaya çıkan filmin dokusuna uymayabiliyor, bu yüzden genellikle görüntüler üzerinden çalışıyorum.

  • Çalıştığınız yönetmenlerin müziğe olan bakış açısı sizi nasıl etkiliyor? Yönetmenin film müziğine olan perspektifini genişletmek için özel bir çabanız oluyor mu?

Açıkçası yönetmenlerin müziği bilmemesi daha çok işime geliyor, böyle bir zorunlulukları da yok ayrıca. Belli bir altyapısı olan film yapımcıları isteklerini müzik diliyle anlatmaya çalışırken genellikle aynı dili konuşmakta zorlanıyoruz. Bu yüzden onlarla hisler ve duygular üzerine konuşuyorum. Benim görevim bana anlatılan duyguyu anlayıp müziğe çevirmek oluyor.

  • Türk sineması ve büyüyen dizi sektörü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Vakit sıkıntımdan dolayı aşırı takip edemesem de duyuyorum. Burada herkes Türk dizilerinden bahsediyor, önceden Brezilya dizileri vardı, şimdi Türk dizileri… Türk filmleri de gittikçe mükemmelleşiyor. Hatta burada önümüzdeki hafta ilk defa düzenlenecek olan Hollywood Türk film festivali gerçekleşecek. Ben de jüri ekibinde yer alıyorum. Açıkçası Türkiye başarılar kazandıkça gurur duyuyorum.

  • Filmime Müzik in müziksever, yönetmen ve besteci takipçileri için son söz olarak eklemek istedikleriniz var mıdır?

Öncelikle yaptığınız işte olabildiğince iyi olmak gerekiyor. İnsanlarla tanışmak ve çevrenizi geliştirmek de çok önemli tabi ki. Özellikle son senelerde çok fazla insan film müziği yapmak istiyor. Bu noktada kişiliğiniz, yeteneğiniz ve sabrınız sizi farklı kılıyor. Her alanda iyi olmak için sabırla çalışmalarını tavsiye ediyorum.  

– Hazırlayan: Feridun Emre Dursun


No Replies to "Hollywood Esintileri - Pınar Toprak Röportajı"


    Got something to say?

    Some html is OK